Ramazan aylarında sahura kadar bekleme lüksüne sahip olan şanslı insanlardanım. Hal böyle olunca davul seslerini duyana kadar ayakta kalabiliyorum da. Ama sanki bi sorun var.

Şöyle ki: her gece duyduğum davul sesinden en ufak bir haz almamış olmam, sanki ramazan ruhuna aykırı gibi geliyor. Üstüne üstlük bir de ramazanın başında, ortasında ve sonunda bahşiş toplamaya gelen davulcu abiler amcalar işin içine girince, iyice bi uyuz olma durumum söz konusu oluyo.

Nerde O Eski Ramazanlar?

Geleneğin hakkını yemeyelim önce: alarmın, telefonun olmadığı zamanlarda mahalleyi sahura kaldırmanın tek yolu davuldu. Davulcu mahallenin saatiydi; manisiyle, ritmiyle bir nevi gece radyosu. Yani itirazım geleneğe değil; icraya.

Eskinin davulcusu mani de söylerdi üstelik. "Besmeleyle çıktım yola / Selam verdim sağa sola" diye başlayıp mahallesine, hatta kapısında durduğu ev sahibine göre mani düzen ustalar varmış. Davul ritmi tutar, mani üstüne oturur; sahur dediğin böyle şenlikli bir şeymiş. Şimdi o faslın yerinde yeller esiyor; mani gitmiş, ritim gitmiş, geriye bir tokmak sadakati kalmış.

Müzik kulağı olan, en ufak bir tıngırtıda bile ahenk arayıp ritim bulmaya çalışan bir insan olarak, allah sizi inandırsın, bu ramazan davulcularının herhangi bir ritimle uzaktan yakından alakaları yok. Var güçleriyle davula vuruyorlar sadece.

Hani diyolla ya "nerde o eski ramazanlar"; işte ben o eski ramazan derken bunu kastediyorum: davulunu bir türkünün ritmiyle konuşturan, mahalleyi müzikle uyandıran davulcuları. Yoksa çok mu lazım; ramazan öncesinde davulcuların birbiriyle kavga edip "o mahalle senin, bu mahalle benim" şeklinde bölge paylaşarak, hiçbir anlamı olmayan davul-tokmak ilişkisinden çıkan sesleri duymak? Herkesin alarmı var sonuçta kaarşim 😎

İşte Benim Ramazan Davulcum

Derken internetin bir köşesinden şu video çıktı karşıma ve bana "işte benim ramazan davulcum" dedirtti. Sivas'ta bir gece; öğrenci kızlar davulcudan istek parça istiyor: "Gubbak Cemilem vaa mı?" Davulcu abimiz de kırmıyor. Olayı başlıklar halinde irdeleyelim lütfen:

  • Kızların istekte bulunurkenki hâlleri,
  • Davulcunun reaksiyonu,
  • İsteği yerine getirmesi,
  • Kızların sevinme nidası,
  • Oha 😂
İsteği kırılmayan öğrenciler ve ritmin hakkını veren davulcu. Benim ramazan davulcum işte böyle bir şey.

Benim gibi ritim takıntısı olan biri için olayın güzelliği şurada: adam istek parçayı davulla çalıyor. Gecenin bir yarısı, tek başına, elindeki tokmakla bir türküyü tanınır kılmak — az iş değil. Kızların türküyü tanıyıp sevinç nidaları atması da bunun ispatı zaten. Ritim dediğim şey tam olarak bu; yoksa davula küsmüş değiliz.

Gaydırı Gubbak Cemilem Nedir?

Kızların istediği türkü, repertuvara Denizli/Acıpayam yöresinden kayıtlı "Gaydırı Gubbak Cemilem". Özay Gönlüm'ün sesiyle yayılmış, düğünlerin vazgeçilmez oyun havalarından. Hikâyesinin aslında Kütahya Şaphane'ye dayandığını söyleyenler de var; türkü dediğin zaten Anadolu'da elden ele gezerken kimin malı olduğu tatlı tatlı tartışılan şeydir. Kesin olan şu: bu havayı duyup da yerinde durabilen pek görülmemiştir.

Oha: En Saf Beğenme Kelimesi

Videonun finalindeki "Oha", benim en sevdiğim beğenme kelimesidir. İstemsizce, o anlık ağızdan çıkan; tamamen kalpten ve saf duygularla söylenmiş hâli. İçinde ne nezaket kaygısı var ne cümle kurma derdi. Maşallah kontrollüdür, aferin üstten bakar, harika biraz kitabidir; oha ise dosdoğru yürekten gelir. Beğeninin türküsü desem yeridir. Tabii bu "oha"nın bazı durumlarda insanın vicdanını sızlatan bir hâli de var; ama o bahse şimdilik hiç girmeyelim.

Fotoğraf çeken biri olarak da söyleyeyim: bir karenize bakan birinin ağzından istemsiz bir "oha" çıkıyorsa, o iş olmuş demektir. Beş paragraf övgüden daha kıymetlidir benim gözümde :)

Sözün Özü

Davulculara sitemim tatlıya bağlansın: derdim davulla değil, ritimsizlikle. Türkü faslı açılmışken; kendi köyümün türküsü Hatçem'in hikâyesini anlattığım Yörük Şenlikleri yazısına da yolunuz düşsün. Sizin de mahallenizde istek parça çalan bir davulcu varsa yorumlarda dinleyelim; "oha" dedirtenler baş köşeye.

👁️ 295 Okunma