Tülüp Ne Demek? Kısa Cevap
Tülüp, halk ağzında pamuk demektir. Kelime en çok, mahalle aralarında dolaşan pamuk şekercilerin o meşhur "tülüüüp!" nidasıyla bilinir. İngilizce tulip (lale) ile ses benzerliği ise işin tatlı tesadüfü; ama birazdan göreceğiniz gibi, o kelimenin kökü de dönüp dolaşıp bizim coğrafyaya çıkıyor.
Tülüp kelimesini ben çocukluğumdan bilirim. Mahalleye gelen pamuk şekerci "tülüüüüüüüüp" diye bağırırdı. O sesi duyan çocuk için gerisi refleks: cebinde ne var ne yok yoklarsın, kapıya koşarsın. Eskici, macuncu, dondurmacı... Her satıcının kendi nidası vardı; mahallenin zil sesleri gibiydi bunlar. Tülüp nidası da içlerinde en tatlısıydı; kelimenin ağızda uzayışı bile pamuk gibiydi.
Pamuk şekerin kendisi de ayrı bir gösteriydi zaten: bir avuç şekerin makinenin içinde dönüp koca bir pembe buluta dönüşmesi, çocuk aklı için sihirden farksızdı. Yerken yanağına yapışır, elini yapış yapış eder, ama dünyanın en tatlı derdi de oydu. Şimdiki çocuklar paketlisini market rafından alıyor; nidasını duymadan yenen pamuk şekerin tadı eksik kalır bence.

Pamuk Şekercinin Nidası
Peki neden tülüp? Şimdi anlıyorum ki "pamuk şekeri" diye boşa denmiyormuş; çünkü tülüp diye pamuğa diyolla bizim ollarda. Halk ağzında işte 😊 Yani pamuk şekercinin bağırdığı şey, ürünün ta kendisiymiş: tülüp, pamuğun köylüsü; pamuk şekeri de tülüpün şekerlisi. Adam aslında mahalleye "pamuuuk!" diye sesleniyormuş da, biz çocuk aklımızla onu sihirli bir kelime sanıyormuşuz.
Pamuk deyip geçmeyin bu arada; eski ev hayatının baş köşesindeydi. Yorganın, yastığın, şiltenin içi pamuktu. Hallaç mahalleye geldi mi yorganlar sökülür, pamuklar atılıp kabartılır, yataklar yenilenirdi. "Hallaç pamuğu gibi atmak" deyimi de oradan hatıradır. Böyle bir malzemenin halk ağzında kendi adını (tülüp) kazanması hiç de şaşırtıcı değil yani.
Telefonun Lale Israrı
Kelimenin ikinci perdesi yıllar sonra açıldı. Bir gelincik karesi paylaşmaya karar verdiğimde, başlık olarak İngilizcesini yazam dediydim. "Tulip" yazınca telefon direkt lale önerdi. İtiraz edecektim ki baktım haklı: tulip lale demekmiş; gelinciğin İngilizcesi ise poppy'ymiş. Yani ben tam üç dil arasında, iki çiçek ve bir pamuk yumağıyla yakalanmışım telefona. Teknolojiye kızamadım; çiçek faslını benden iyi biliyor 😀

Kelime Zinciri: Tülüpten Tülbente
Zincire bir bakın: tülüp–pamuk–tulip–lale–gelincik. Dahası da var: İngilizcedeki tulip kelimesi, Fransızca üzerinden Osmanlı'daki "tülbent" kelimesine dayanıyormuş; lale, sarılmış bir tülbente (sarığa) benzetildiği için bu adı almış. Yani İngiliz'in lalesi bizim tülbentten, bizim tülüp de pamuktan geliyor. Kelimeler göçebedir derler ya; işte ispatı. Bir pamuk şekercinin nidasından çıkıp Amsterdam'ın lale tarlalarına uzanan bir akrabalık bu.
Lale demişken: çiçeğin kendisi de zaten Hollanda'ya bizim topraklardan gitme. Osmanlı'dan Avrupa'ya taşınan lale, 1600'lerde Hollanda'yı öyle bir sarmış ki tek bir lale soğanı ev fiyatına alıcı bulur olmuş; tarihe "lale çılgınlığı" diye geçen bu devir, dünyanın ilk büyük ekonomik balonlarından sayılıyor. Adamlar bizim çiçeğe bizim tülbentin adını verip bir de üstüne servet yatırmış. Kelime de çiçek de bizden çıkmış, şöhreti başkası yapmış; tanıdık hikâye 😊
Sözün Özü
Bir kelimeyi kurcalayınca altından neler çıkıyor; bir nida, bir çocukluk, bir çiçek karışıklığı, bir de dünyayı dolaşan tülbent. Kelime defterime daha önce eğlenmenin ve encükleşmenin hikâyesini yazmıştım; tülüp de aralarındaki yerini alsın. Peki sizin oralarda pamuğa ne deniyor? Tülüp diyen başka yöre var mı, yoksa bu nida bize mi özel? Bilenler yorumlara buyursun; bu defter hepimizin.

Yeni yazı çıkınca haber vereyim mi?
Yalnızca yeni yazı ve albüm yayınlandığında kısa bir e-posta gelir; reklam, kampanya, başka bir şey yok. Her iletide tek tıkla çıkış bağlantısı vardır.