Durmitor Hayaliyle Bar'da Uyanmak: Karadağ’ın Güneyli Güzeli
Aslında planım belliydi; kuzeye çıkacak, Durmitor Milli Parkı’nın o vahşi doğasında deklanşöre basacaktım. Ama hayat planlar yaparken başınıza gelenlermiş derler ya, Karadağ’da bu durum biraz daha farklı işliyor. Otelin resepsiyonundaki arkadaşa planımı anlatınca yüzüme acıyan bir ifadeyle baktı: "Kar, kış, kıyamet... Bu mevsimde Durmitor’a gitmek, maceradan çok mahsur kalma hikayesine döner" dedi.
Alternatif isteyince de tek kelime etti: "Bar."
"Bar" Meselesi ve Meşhur İngilizcem
O an bir durdum. İçimden diyorum ki: "Yahu arkadaş, ben buraya binlerce kilometre uzaktan dağ bayır gezmeye, fotoğraf çekmeye gelmişim; adam beni kapalı mekana, bara gönderiyor!" Resepsiyonist arkadaşa biraz diklenip "Oğlum ne barı, ben buraya gezmeye geldim!" falan derken, yine o meşhur İngilizcem ve dünya standartlarındaki el-kol koordinasyonum devreye girdi. Kısa bir sessizlik ve karşılıklı bakışmanın ardından anladım ki "Bar" bir gece kulübü değil, Karadağ’ın en önemli liman şehirlerinden biriymiş. Cehaletin mutluluğu bir yana, rotayı güneye, Bar şehrine çevirdik.


Yağmurun Gölgesinde Bar ve Gerçek Cevher: Stari Bar
Bar’a vardığımızda yağmur hala peşimizi bırakmamıştı. Şehrin modern kısmı, geniş caddeleri ve devasa limanıyla biraz daha "günlük hayat" ritmindeydi. Yağmur altında hızlıca bir şehir turu attıktan sonra asıl gitmemiz gereken yere, yaklaşık 4-5 km içerideki Stari Bar (Eski Bar) bölgesine geçtik.
İşte orası başka bir dünya!
- Stari Bar (Eski Bar): Burası, Adriyatik kıyısındaki en büyük ve en önemli orta çağ arkeolojik alanlarından biri. Binlerce yıllık taş sokaklar, Osmanlı’dan, Venediklilerden ve Bizans’tan kalan izler... Yağmur damlaları o tarihi taşlara değerken ortaya çıkan koku, fotoğrafçılar için melankolik ama muazzam bir atmosfer sunuyor.
- Kale ve Surlar: Stari Bar Kalesi, 19. yüzyılda bir patlama sonucu ağır hasar görmüş olsa da, hala o heybetli duruşunu koruyor. İçerideki hamamlar, kiliseler ve saat kulesi arasında dolaşırken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.
- Dünyanın En Yaşlı Zeytin Ağacı (Stara Maslina): Bar’a gitmişken 2000 yaşından büyük olduğu söylenen o meşhur zeytin ağacını görmeden dönmek olmazdı. Düşünsenize, ağaç dikildiğinde Roma İmparatorluğu henüz taptazeydi!
Cekergezer Notu: "Yanlış Anlamalar En Güzel Yollara Çıkar"


Eğer o gün resepsiyonistle o komik diyaloğu yaşamasaydım, muhtemelen karda mahsur kalmış bir kiralık araba ve çekici bekleyen bir Hakan Aydın olarak kalacaktım. Bar’ı sadece içki içilen bir mekan sanıp gitmeyi reddetmekle, Karadağ’ın en köklü tarihini keşfetmek arasında ince bir çizgi varmış.
Stari Bar’ın o taş sokaklarında yağmur altında yürürken, ıslandığıma hiç pişman olmadım. Siz siz olun, Karadağlılar size bir yere git diyorsa önce bir haritaya bakın, belki de size bir gece kulübü değil, bin yıllık bir tarih öneriyorlardır!

Kim ne diyor