Maalesef bir drone sahibi olmadığım için böyle bir Karantina Adası fotoğrafı görüntüleme şansım olmadı. Ama internette görüntülenmişini buldum. Bu görüntü eşliğinde verilen bilgiler daha anlamlı bir hal kazanacaktır.urla karantina adası tepeden görünümİnternetten görsel



Karantina Adası dünyada sadece üç adet varmış. ABD Elisa Adası, Hırvatistan Dubrovnik ve Urla Karantina Adası 1950 yılına kadar karantina amaçlı kullanılmış. 2014’e kadar da Urla Devlet Hastanesi olarak. Oldukça yakın tarih aslında.Karantina AdasıKarantina Adasından Gün Batımı

Kapısına kadar gittiğim Karantina Adası görevlileri, içeri girmeme izin vermemişti. Allah’tan da vermemişler :) Sonradan araştırdım da, hasta olduğuna kanaat getirilen kişiler adaya alınır ve ölene kadar adada tutulurmuş. “Kardeşim ruh hastasısın sen” deseydi adam naapardım sonra :)Huzur Evi

Osmanlı İmparatorluğu döneminde bulaşıcı hastalıkla mücadelede kullanılan ada, adını Fransızların 1865’te yaptığı karantina tesislerinden almış. 1950’lerde Deniz ve Güneş Enstitüsü, 60’larda Kemik ve Mafsal Hastalıkları Hastanesi olan tesisler, 1986’da Urla Devlet Hastanesi’ne dönüştürüldü. 10 Ekim 2014 tarihinde 150 yataklı yeni hastane binasına taşınarak hizmet vermeye devam etmektedir. Antik Klazomenai kenti kalıntılarının da bulunduğu 320 dönümlük ada, ilk kez Büyük İskender devrinde karaya bağlandı. Antik çağ bağlantıları zamanla yıkılırken 1955 yılında dolgu alanlar yapıldı. Sit kapsamındaki ada, fiilen Sağlık Bakanlığı kullanımında. Şeklinde wikipedia bilgisi de mevcut.Urla Sahil boyuUrla Sahil boyu

Özetle; Şiddetle öneriyorum. Gün batımı, adaya giden yol ve iskeledeki teknelerin verdiği görsel şölen muhteşemdi. Özellikle adaya ana karadan ulaşımı sağlayan yolun güzelliği görülmeye değerdi. Ben fotoğraflayamadım maalesef dönüşte çekerim diye. Tabi bu fotoğraf dünyasında öğrendiğim en önemli şey “Asla dönüşte çekerim” demeyeceksin. Kadraj hoşuna gittiyse mutlaka o anda çekebilmenin bir yolunu bulacaksın. Ada öylesine güzeldi ki dönüşüm akşama denk geldi ve doğal olarak o yolun güzelliğini çekemedim.Karantina Adası Gün BatımıGün Batımı

Tabi içeriye almadıkları için neler var merak içerisindeyim. Belki bir gün özel izinle falan girmeyi başarabilirim. Ada hakkında yazılmış güzel bir blog yazısı. Daha fazlasını merak edenlere

Gezi yazıları ve fotoğraflar için siteme abone olabilirsiniz. Karantina Adası gezi yazısı için görüş ve taleplerinizi aşağıdaki yorum bölümüne yazarak bana ulaşabilirsiniz.

4 Yorumlar

  1. Begonvil Sokağı

    Dikkat çok uzun yorum. Yayın hakkı yayıncıya aittir.
    Urla benim çocukluğumun en güzel günlerinin geçtiği yer. Her yaz Zeytinalan köyü taraflarındaki evimize giderdik, hep yazın daha mutlu olurdum belki o yüzden oradaki evimizi bırakamıyorum annemi babamı görmüş gibi duvarlarına sarılasım geliyor gittikçe. Ama kentsel dönüşüm oralara da geldi belki veda vakti yakındır. Bir daha Urla’ya giderseniz bir kere Urla’nın içinde çarşısında sokaklarında dolaşın, İskender koyu Demirci köyü tam Çekergezer’lik bence. Karantina Adası, eski adıyla Urla Kemik hastanesi senatoryumvari bir yerdi konumu ve havasından ötürü, orada üzücü anılarım çok artık hastane de değil bakalım ne olacak? İg de 1 ayı geçti hesabımı dondurdum, sosyal medya zaten pek sevmediğim şeyler fotoğrafı seviyorum ama orada da yüzde kaç fotoğraf meraklısı geri kalan neyin meraklısı anlamadım. Benim ig de bir elin parmakları kadar tanıdığım güvendiğim ne güzel insanlar dediğim kişiler var. Hepsiyle bir diyalogum oldu bir şekilde hatta mutlu-kadraj la tanıştık, yıllardır arkadaş gibi sohbet ettik. H-aka-n Bey de ilk adımımı attığımdan beri tanıdığım biri, Bağsaray’a yolum düşse annesinin evine gidip teyze sende bir soluklanayım diyeceğim biri,bu zamanda bu hissiyatı verebilmek insanlara çok kıymetli. İşte bu bir kaç kişinin hesaplarına bazen ne dedi ne çekti diye bakıyorum, mutlu oluyorum. Mesela ceviz çalıştayı! videosunu çok sevmiştim, turuncu soğan çuvallarının olduğu fotoğraf renkler, derinlik ve kompozisyondan öte bana, şu düzene milimetrik gibi görünen yerleşime bak çiftçiler toprakla uğraşan insanlar ne zor işleri hep yapıyorlar da benim demiyorlar, helal olsun dedirtti. Düşündüren fotoğrafları çok seviyorum, elinize sağlık. Hem düşündüren hem güldüren paylaşımlar için toplu bir teşekkür ediyorum ama üzerime çarpı yemek pahasına söylemem lazım son babadağ fotoğrafını beğenmedim. Teknik ve farklı fotoğraf değerlendirmeleri açısından çok iyi oalbilir ama kurgu fotoğraf sevmiyorum hele kadının kullanılmasını hiç sevmiyorum. Bu kadar popülerize edilmiş hali bana göre değil bunun benim mazbut mütedeyyin tarafımla ilgisi yok. Alanın kenarında tenis sahasına atılan toplar gibi renkli toplar atsınlar başka bir şeyleri uçursunlar ama kadını .kullanmasınlar. Güzel – zor bir fotoğraftı olmaz ama photoshop mu dedirtecek cinsten. Blogunuzu da fotoğrafları da kıskanıyorum zaten:)
    Fotoğraf çekmeyi özledim epeydir çekmiyorum, geçende bir demet çiçekle uğraştım. Papatyanın normalde fark etmediğim güzelliklerini yakaladım Allah’ım sen ne güzel yaratıyorsun dedim. Fotoğraf çalışmam lazım, ig bu konuda motivasyon sebebi oluyor belki yakın zmaanda hesabıma dönerim.
    Bir okurunuz olarak profesyonel bir fotoğrafçının hikayesini okumayı, tecrübelerini önerilerini öğrenmeyi kronolojik ya da en sevdiği fotoğrafları üzerinden değerlendirmelerini içeren bir yazıyı okumayı çok isterim. herkes ister çok da faydalı olur tahmin ediyorum. Bi de (bi?) Beypazarı yazısı yazsanız, görmedim ama biliyorum güzel bir yer, fotoğraflık bir yer, 80 katlı ev baklavası gerçek mi? Böyle bir yazı da okumak isterim.
    Hal hatır edeniniz çok olsun diyerek, çook teşekkür ediyorum.

    Yanıtla
    • admin

      Ne demek efenim yayın hakkı yayıncıya :) O kadar güzel bi yorum yazmışsınız ki tek nefeste, gurur duyarak, severek, bir gülümseme eşliğinde okudum inanın. Urla için çok daha fazlasını yazmak isterdim ama kısa, kısa olduğu gibi yeterli tecrübeyi edinmediğim zamanlara tekabül eden bir yazıydı açıkçası. O bakımdan çok doyurucu bi yazı değil :) Tekrar gidersem mutlaka dediğiniz yerleri gezip daha fazla insanla sohbet ederim. Hesabınızı neden kapadınız bilemiyorum, elbette kendinize göre haklı nedenleri vardır ama ben oralarda olmadığınızı fark ettim :) Umarım dönersiniz… Bağsaray’a düşsün lüften yolunuz :) Haberim de olursa ağırlayıp misafir etmek isterim mutlaka. Köyümden yüzlerce fotoğraf ve anıya sahibim ama bir türlü oturup bir Bağsaray yazısı yazamadım. Mutlaka yazcam bi gün. Asla çarpı yemek gibi bir durum söz konusu bile olamaz efenim. O nasıl söz. Fikirlerinize sonuna kadar saygı duyarım. Kurgu konusunda hem fikiriz fakat aslında hayat bir kurgu maalesef. Ben de kurgu fotoğraflar çekmek istemiyorum ama güneşin batış saatine kadar bekleyip, oradan bir kuşun geçtiği anı denk getirip kadraja almak da bir nevi kurgu bence. Evet bu fotoğraf için photoshop diyenler oldu bi kaç kişi :) ama hiç bir karemde kadrajımda olmayan ve sonradan eklediğim bir obje olmamıştır. Buna ben de karşıyım. Yapanlara saygı duyuyorum. Çok da güzel işler çıkarıyorlar ama tercih meselesi diyelim. Bir okurum olmanızdan çok memnunum fakat asla profesyonel bir fotoğrafçı olarak değerlendirmedim kendimi. Sadece kendi çapımda amatör işler diyelim. Seviyorum. Başka da bir amacım yok :) Ama bu şekilde düşünmeniz de çok mutlu etti. Fotoğraf değerlendirmeleri içeren bir yazı tamamen şu an sizin yazdıklarınızdan sonra aklıma geldi açıkçası. Şu ana kadar böyle bir fikir içerisinde değildim ama düşündüğümde iyi bir proje gibi geldi bana da. Bakalım. Belki bi gün başlar yaparım :) Beypazarı bana yakın. Bir kaç kez gittim ve evet o 80 katlı baklavayı yedim. Ama doğru ama efsane. Bana söyledikleri bu yönde. Aslında yapım aşamalarını da kapsayan bir Beypazarı yazısı ne güzel olurdu. Çok güzel fikirler verdiniz. Teşekkür ediyorum.

      Yanıtla
  2. Nesrin

    Sayende urlayida tanımış oldum siradaki gelsin?

    Yanıtla

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son gezi yazılarım

error: İçerik için bana ulaşabilirsiniz
Up